Nihan Bora

Dali’yle uzun bir yolculuk


Deli mi dahi mi tartışıladursun, onun eserleri hiçbir zaman güncelliğini yitirmeyecek. Dali Sergisi, 26 Şubat’a kadar Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire binasında…

Bir filmin ya da şarkının içinde yolculuğa çıkmak kolay da, bunu bir sanat eserinde deneyimlemek çok zor ama çok farklı. Bahsi geçen Dali’nin bir eseriyse gözlerinizi esere diker dikmez yolculuk başlıyor.

Tophane-i Amire’den içeri adım attığınızda sizi yüksek tavanlı, ihtişamlı bir tarih karşılıyor. Bu çıtırtınızın bile yankılandığı alanda Dali’nin dünyasında gezinmeye başladığınızda kafanızda sorular şekilleniyor. O soru işaretleri gezintiye çıktıktan sonra yerini, her eser önünde farklı bir hikayeye bırakıyor. 23 yaşında ilk sergisini açan Dali, bize eserleriyle bir insanlık dersi veriyor.

“İlahi Komedya”, “Sürrealizm İzleri” ve “Gala İle Akşam Yemeği” adlı üç başlık altında toplanan eserler, Sürrealizm İzleri ile başlıyor. Dokuz tane renkli basım litografinin yer aldığı bu eserler 1971 yılında Paris’te yapılmış. Sürrealizm kavramını bize öğreten Dali, bu eserlerinde bizi gerçek ve hayal arasına bırakıyor. Hatta çoğu zaman kelebek kafalarla, sürreal saatlerle ironik bir duruş sergiler. Bu sarkastik tavrıyla da bize hayalden eğlenceli evler yaratır. Bu bölümde yer alan koltuk değnekleri, saatler, kelebekler, Gala ve Dali’nin kendisi sanatsal yoluna ışık tutan en önemli semboller olarak görülüyor.


Sergi, Tophane-i Amire’nin atmosferiyle öyle bütünleşmiş ki, kendimi eserlerin içinde gibi hissettiğim oluyor. Fotoğraf karesi gibi çizilen resimlerde, insanlığın hala daha devam eden kavgasını görüyoruz. Birbirini yiyen koca cüsseli insanlar ve onları izleyen küçük insanlar… Ağaçların birbirini yok ettiği dünyalar…

Eserlerde adalete inanma ve hep kötülüklerin eleştirildiğini görüyoruz. Her ne kadar bunu bir ironiyle de yapsa öyle iyi dokundurmalarla yapıyor ki, bir gülümseme yayılıyor yüzümüze. Freud’un bilinçaltı dışavurum yazılarından da etkilendiği bilinen Dali, 20. yüzyılın en önemli ikonlarından biri.

İtalyan edebiyatının önemli eseri Dante’nin İlahi Komedya’sı, Dali’ye ilham olan eserlerden biri. Dali, İlahi Komedya’yı tamamen sürrealist bakış açısıyla yorumluyor. Dali’nin en çok eserinin yer aldığı bu koleksiyon, onun sanatsal gelişiminin de bir özeti olarak görülüyor.


Dali’nin Gala ile Akşam Yemeği, bol renkli ve bol yemek görüntüleri içeren tablolarda iştah açıyor. Bu albenili eserlerin bu kadar başarılı olmasının etkenlerinden biri, Dali’nin küçükken aşçı olmak istemesi olabilir. Gastro-estetik hikayelerin bir araya geldiği bu seride, Dali aç kalan sanatçıya vurgu yapar ama aslında tutkuyla yaptığı işinin onu nasıl bir haza sürüklediğini betimler.

InArtis ve Kült işbirliğinin ürünü olan Dali Sergisi’ni 26 Şubat’a kadar her gün 19:00’a kadar ziyaret edebilirsiniz.

Bu yazının bir kısmı Touch İstanbul Şubat sayısında yayınlanmıştır.
Exit mobile version