Nihan Bora

Duvarların izinden şehirler / Touch İstanbul Temmuz


Burhan Doğançay’ın kapılarını, duvarlarını ya da herhangi bir kolajını sevmeniz, bu sergiyi görmeniz için yeterli. Zira bir sanatçının yıllar boyu biriktirdiğini görmenin yanında yaşamın nereden nereye geldiğinin de çarpıcı bir göstergesi bu sergi.

Yaşadığımız kenti incelemeye fırsat bulabilenler fark etmiştir; bu şehrin her köşesinde başka hayatların izleri var. Bir duvarın, bankın, ağacın hele zamana yenilmemiş eski semtlerin apartmanları, kapıları ve hatta insanları neler neler anlatır bize. Tabii görebilene! Bu dünyanın dilinden en iyi anlayan isimlerden biri, çağdaş Türk sanatının önde gelen ismi Burhan Doğançay. Yaşanan inanılmaz değişimi onun gözünden izlemek apayrı bir tat.


İstanbul Modern, Burhan Doğançay’ın 50 yıllık çalışmalarından oluşan oldukça kapsamlı bir serginin ev sahibi bu aralar. “Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı: Burhan Doğançay Retrospektifi” isimli sergide Doğançay’ın 14 ayrı döneme ait tam 120 işi bulunuyor. Anlayacağınız bir gününüzü ayırdığınız vakit, sergiyi sindire sindire gezebilirsiniz. Türkiye’deki ilk retrospektifini 2001 yılında Dolmabahçe Kültür Merkezi’nde açan Doğançay’ın işleri, dünyanın en önemli müzelerinin koleksiyonlarında yer alıyor.


Sergiyi gezdiğiniz ilk dakikalarda hissedeceğiniz ilk duygu, ‘eskiden duvarlara ne çok şey ve ne çok politik şey yazılıyormuş’ olabilir. Düşünsenize, bir derdinizi anlatacağınız zaman başka nereyi kullanabilirdiniz ki? Doğançay da aynı düşüncede olmalı ki Hürriyet’e verdiği röportajında şöyle diyor: “Şimdi duvarlar tertemiz. Çünkü her gencin bilgisayarı var. Yazacaklarını buralara yazıyorlar. 1970’li yıllarda İstanbul’da bir santimetrekare yer yoktu duvarlarda. Politik mesajlarla doluydu. Şimdi duvarlarda yazan tek şey ‘Buraya çöp dökmeyin’ yazısı”.

“Duvarlar toplumun aynasıdır” diyen Burhan Doğançay, 1960’lardan bugüne duvarlar aracılığıylane çok şey anlatıyor. Birkaç işinde çok da belirgin olmayan şekilde “Love and Peace” yazıyor, aşktan ve mutluluktan yana olduğunu eserlerinde de belli etmekten çekinmiyor.

Duvarlar üzerinden ilerleyen modern ve çağdaş kent kültürünün toplumsal, kültürel ve politik dönüşümünü araştırıyor. Bir kent gezgini olarak yarım yüzyıldır dünyanın farklı şehirlerindeki duvarların izini sürüyor. Zamanın her türlü müdahalesine açık bu yüzeyleri bir antropolog gibi inceliyor. İşlerin hepsinde farklı teknikler göze çarpıyor. Kiminde gazete kupürleri, kiminde bez parçaları, kimindeyse ayakkabı, lastikler ve bazen sadece kağıtlar…


Doğançay, dünyada duvar üzerine araştırma yapan belki de tek kişi. 1970’li yılların ortasından bugüne kadar fotoğraf makinesiyle seyahat ettiği 114 ülkedeki duvarların kaydı ondan soruluyor. Kıtaları arşınlıyor, duvarları görüyor, fotoğraflıyor ve onları yeniden yorumluyor. Tuval üzerinde tekrar yarattığı bu duvarlar, Doğançay’ın 50 yıllık çalışmalarının ürünü. Çalışmalarında merkez aldığı kent duvarlarını fotoğraflarla arşivliyor, bu birikimden yararlanarak duvar sanatını icra ediyor.

Kent kültürünü en ince noktasına kadar araştıran Burhan Doğançay, duvarları bir yandan konuşturuyor. Kişisel anlatı ve mesajlarla biçimlenmesini resmediyor ve hayatındaki toplumsal dönüşümlere sosyal ve politik imgelerle işaret ediyor. Doğançay’ın çalışmalarındaki çeşitlilik, farklı üslup ve tekniklerle işlediği serilerde yansıma buluyor.

Peki bu duvar serüveni nerede başlıyor? Önce New York duvarları, 1970’lerden itibaren de dünyanın tüm duvarları artık Doğançay’ın ilgi alanına giriyor. Resim, heykel, fotoğraf, duvar halısı gibi farklı malzeme ve tekniklerle çalışmasına rağmen, özellikle kolaj ve boya tekniği üzerinde yoğunlaşıyor. Usta sanatçının birçok duvarı yorumlaması aynı tema gibi görünse de hepsini başka bir üslupla yorumladığı için farklı hikayeler barındırıyor. Ağırlıklı olarak ‘kolaj’ ve ‘fümaj’ teknikleriyle çalışan Doğançay serilerinde duvarlar adeta yeniden üretiliyor. Sanatçının kapılardan, fayanslara, yapıtlar üzerine gerilen siyah plastikten, farklı renklere, graffitiye ve afişlere uzanan geniş bir malzeme anlayışı vardır. Gözlemlediği çağdaş kent hayatını yansıtan  duvarların yıpranmış dokusu, “bir tür toplumsal DNA ya da evrensel bilincin izi” olarak değerlendirilebilir.

Mavi Senfoni
Renkli eserleri eğlenceli kılan çeşitli güncel detaylar da var. Örneğin Che Guevara, James Dean, Madonna, Hayko Cepkin, Sezen Aksu, Kadir Topbaş, Jennifer Lopez gibi nice ünlü isim Doğançay’ın eserlerini süslüyor.

Duvarlardan çıkıyoruz, kapılara yöneliyoruz. Şimdi de dünyanın dört bir yanından renkli, eski, izleyiciyi içine çeken türlü türlü kapılarla karşılaşıyoruz. Kiminin kolu kırılmış, kiminin anahtar deliği bozuk. Ama hepsi sıcak bir yuvayı ya da güveni temsil ediyor.

Sergiden çıkarken meşhur Mavi Senfoni, Madonna ve Muhteşem Çağ eserleri sizi uğurluyor. Üçü birbirine çok yakışıyor bu eserlerin. 14 başlığın hepsi birbirinden farklı ve derin anlatılar barındırıyor. Burhan Doğançay’ı daha iyi tanımak için 23 Eylül’e kadar vaktiniz var.

Burhan Doğançay, dünyanın en önemli müzelerinde
1965 yılında New York’taki Solomon R. Guggenheim Müzesi’nin Doğançay’ın bir yapıtını satın almasıyla sanatçının çalışmaları ilk kez büyük bir müzenin sürekli koleksiyonunda yer aldı. Şimdiyse, Boston’daki Museum of Fine Arts, Londra’daki Victoria & Albert Müzesi, Paris’teki Pompidou Center, Londra’daki British Museum, Münih’teki Pinakothek der Moderne, Stockholm’deki Moderna Museet, New York’taki Guggenheim Müzesi gibi dünyanın önde gelen 70’ten fazla müzenin koleksiyonunda yer alıyor. 2004 yılında Burhan Doğançay’ın taşbaskı çalışmalarının New York’taki Metropolitan Müzesi’nin daimi koleksiyonuna girmesinin ardından, 2012 senesinde ise Ribbon Mania isimli yapıtı  müzenin resim koleksiyonuna alınan ilk Türk çağdaş sanat yapıtı oldu.

23 Eylül’e kadar
İstanbul Modern
Karaköy
0212 334 73 00

Touch İstanbul Temmuz sayısında yayınlanmıştır.
Exit mobile version